Hastalar da örgütleniyor...
Hazırlayan: CAN GAZALCI - Dr. ÜMİT ERKOL - BELGİN TORAMAN
26 Nisan 2005 SALI SAYFA:15
"Sağlık hakkı" ile ne kastediyorsunuz?
"Sağlık Hakkı" temel insan hakkı olan yaşama hakkını bütünleyen doğal bir haktır. Sağlıklı yaşamak öncelikle yeterli ve dengeli beslenme, insana yakışır bir konutta barınma, temiz bir çevreye sahip olma gibi unsurların varlığında mümkün olur. Ama bu yetmez. Sağlıklı yaşamak için bir de sağlık hizmetine gereksinim duyarız. Sanıldığının aksine sağlık hizmeti yalnız tanı ve tedavi hizmetinden ibaret değildir. Sağlıklı yaşamak için sağlıklılık halimizi sürdürmek ve geliştirmek, çeşitli olumsuzluklardan korumak ve herhangi bir nedenle sağlığımızı yitirdiğimizde yeniden kazanmak için de sağlık hizmetlerine gereksinim duyarız. Bir de sağlığımızı ilgilendiren konularda bilgilenmek ve eğitim almak da sağlık hizmetinin bir unsurudur. Bunların hepsi birden sağlık hizmetlerini meydana getirir. Bu hizmetlerden ayrımsız bir şekilde herkesin yararlanması gereklidir. Ancak o zaman "sağlık hakkı"nın gereği yerine gelmiş olur. Bu hak gerek iç hukukumuzda, anayasamız başta olmak üzere çeşitli yasalarda, gerekse uluslar üstü sözleşmeler ve belgelerde ortaya konulmuştur.
"Sağlık hakkı", sağlık hizmetlerine ulaşmamızı ve bunlardan etkin bir şekilde yararlanmamızı gerektirir.
Bu hakkın gereğinin yerine getirilmediğinş mi düşünüyorsunuz?
Evet. Söz ettiğimiz bu temel hakkın gereğinin yerine getirilmesini sağlayan "Sağlık Hizmetleri" aslında kamusal bir görevdir. Bu ülkenin nüfus kağıdını taşıyan, okulunda eğitim gören, ulusal dilini konuşan, kazancından vergisini veren, erkekse günü geldiğinde askerliğini yapan her "yurttaş"ın devletin sunması gereken bu hizmetlerden yararlanması doğaldır.
SAĞLIK "PİYASA"YA TERK EDİLDİ
Adalet, güvenlik, eğitim gibi "sağlık hizmeti" de devletin bu tür verilmesi zorunlu ve yerine başkası konulamaz görevleri arasındadır. Ama günümüzde bu hizmetler ne yazık ki herkese eşit bir şekilde sunulmuyor.
Peki neden?
Ancak özellikle 80 sonrası iktidarda yer alan hükümetler, IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslarüstü finans örgütlerinin kendilerine dikte ettikleri politikalar nedeniyle; vatandaşa sunulan kamusal sağlık hizmetlerini, her düzeyde ve her yerde giderek daha çok ve yoğun biçimde özelleştirmişlerdir. Piyasa kurallarına terk edilen sağlık hizmeti vatandaşın bu hizmetlerden yararlanması olanaksız hale getirmiştir. Kamusal hizmetlerin ticarileşmesi özelleşmesi "sağlık hakkı"nı bir hak olmaktan çıkarmıştır. Sağlık örgütlenmesi yalnız tanı ve tedavi hizmetlerini verr hale getirilmiştir. O da şu sıralarda mecliste bulunan Genel Sağlık Sigortası (GSS) nedeniyle, ancak bedeli önceden ödenirse yararlanılabilir bir hizmet olacaktır. GSS herkesin tanı ve tedaviye yönelik sağlık hizmetinden bedelsiz yararlanmasını sağlamak bir yana verilen hizmetlerini %10-50 oranında olmak üzere tüm vatandaşlara ücretli hale getirecek bir yasadır. Biz bütün bunları kabul edilemez buluyoruz. Çıkarılan yasaları ve uygulamaları "insanın yaşama hakkına" yönelik bir saldırı olarak değerlendiriyoruz.
Daha önce sağlık hizmetleri konusunda "hasta hakları" temelinde bir örgütlenme vardı, şimdi neden ayrı bir örgütlenme çabası içindesiniz?
Ülkemiz ve dünya kamuoyu giderek daha çok "Hasta Hakları"ndan söz etmektedir. Çünkü pek çok ülkede sağlık hizmetinde yukarıda söz ettiğimiz sıkıntılar yaşanmaktadır. Biz hasta hakları örgütleri içinde mücadele ederken "sağlık hizmetine ulaşma ve yararlanma" hakkı da içinde olmak üzere bu hakları en geniş bir şekilde ele alıyorduk. "Hasta hakları"nı her zaman "sağlık hakkı" ile birlikte ifade ettik. Ama yer yer etkisiz ve yetersiz kaldığımızı söylemeliyiz. Çünkü; "Hasta hakları" toplumda yalnız hastaları ve yakınlarını ilgilendiren ve sorunla karşılaşan birey temelinde bir hak olarak düşünülüyor.
Mevcut veriler ülkenin her yerinde sağlık hizmetlerinin eşit olmadığını gösteriyor. Sanırım Sağlık Bakanlığı da sıkça gündeme getirdiği "hasta hakları" kavramını yalnız bu hizmete ulaşanlar için söz konusu ediyor?
Evet aynen söylediğiniz gibi; onlar bu konuya bizim gibi bakmıyorlar. Bu hakları bir "tüketici hakkı" gibi görüyorlar. Sağlık sektörünün genel olarak hizmet biçiminin özelleşmesi ve ticarileşmesi de hakların bir "tüketici hakkı" gibi algılanmasına yol açmaktadır. Farklı bir şekilde tanımlıyorlar; sağlık hizmetini alana "müşteri" gözüyle bakıyorlar ve hasta haklarını "müşteri memnuniyeti" sanıyorlar. Bakanlığın yeğlediği politikaların sonucu olarak verilemeyen hizmetler ve benimsedikleri politikalardır, bu hakların kapsamını daraltan. Çeşitli toplantılarda bakanlık yetkilileri tarafından da bu açıkça ifade edilmektedir:"hasta hakları sağlık hizmetine ulaşma hakkını kapsamaz" demektedirler.
Ya hastalar ve yakınları?
Onlar da çoğu zaman "Hasta hakları"nı içerik olarak tıbbi kötü uygulama yani "mal praktis" sanıyorlar. Dolayısıyla "sağlık hakkı ve gereklerinin" algılanmasını iyice zorlaştırıyor. Hasta haklarının savunulması genel kanaat olarak bu hakların "hastayken" savunulan haklar olduğu sanısına neden olmaktadır. Bu da söz konusu hakları, yalnız "hasta ve yakınları" tarafından talep edilen ve savunulan haklar durumuna getirmektedir. Bu da savunmaya yönelik girişimleri "hastalığın" yarattığı kısıtlılıklar nedeniyle neredeyse olanaksızlaştırmaktadır.
Peki ya sağlık hizmeti verenler konuya nasıl yaklaşıyor?
Orada da sıkıntı var aslında. "Hasta hakları" sağlık hizmeti verenler tarafından da yanlış algılanmaktadır. Sağlık çalışanları bu hakların bir bölümünün muhatabının kendileri olmasından yola çıkarak, hakların ifade edilmesini ve savunulmasını kendilerine karşı bir duruş olarak algılıyorlar ve yeterince sahip çıkmıyorlar. Dahası "tıbbi sorumluluk sigortası" veya "mal praktis yargılamaları"ndan rant sağlayan bazı meslekçi hukuksal yaklaşımların bu alanı işgal etmesi tehlikesini de doğurmaktadır. Bu tehlike aynı zamanda "çekinik tıp" uygulamalarının gündeme gelmesine yol açmaktadır.
Batıda durum ne?
Sağlık hizmetinin görece daha iyi sunulduğu batı toplumları ve özellikle de AB ülkeleri içinde bile "hasta hakları"na sahip çıkmanın sağlık hakkını savunmaya ve korumaya yetmediği anlaşılmıştır. Bugün bu ülkelerde de farklı arayışlar ve duruşlar sergilenmektedir.
Nasıl bir örgütlenme düşünülüyor?
"Ayrı ve bağımsız bir örgütlenme mümkündür" diyoruz. Günümüzde ülkemizde ve dünya ölçeğinde; "Sağlık hakkı"nı savunan çeşitli örgütlenmeler var. Meslek örgütleri, sağlık çalışanı sendikaları, uzmanlık ve hastalık dernekleri mevcuttur. Her örgüt, konunun yalnız kendileriyle ilgili yanını, üstelik de çoğu zaman "kendi başına" savunma durumunda kalıyor. Örgütlenme biçimlerinin de kısıtlılığı nedeniyle, zaman zaman diğerleriyle ancak kurumsal işbirliği ve ittifak yapsalar da genellikle bir kesimin öne çıkmasını doğuruyor.
Örneğin ülkemizde Sağlık Bakanlığı'nın muhatabı olarak Türk Tabipleri Birliği görülüyor. TTB bu görevi belki yerine getiriyor ama toplumla buluşulmadığından etkinliği fazla olmuyor. Biz daha güçlü olabilecek bir mücadelenin gerçekleşmesini istiyoruz. Bu da sağlıkçısı, sağlıklısı, hastası, yakını ile tüm vatandaşların içinde yer alabileceği bir örgütle mümkün olabilir. Sağlık hakkına, aynı çatı altında ve tek örgüt içinde toplumun tüm kesim ve katmanlarının katılımıyla eşit ve demokratik katılımcı bir temelde sahip çıkılması gerektiğini düşünüyoruz.
Şimdiye kadar "hasta hakları" kapsamında savunduğumuz bu hakları, her düzeyde "Sağlık Hizmetine ulaşma ve yararlanabilme hakkı" çerçevesinde, yalnız sağlık hizmeti alanların değil, hizmeti sunan sağlık emekçileri, duyarlı ve bilinçli kesimler, emekçiler, aydınlar olarak kısaca tüm yurttaşların katılımıyla savunmak artık bir zorunluluk haline gelmiştir.
Neler yapacak bu örgüt?
Böyle bir örgütlenme tüm boyut ve bileşenleriyle "Sağlık hakkı"nın genel ve bütün olarak talep ve var edilebildiği; bunun için kapsamlı, yaygın ve yoğun bir mücadelenin verilebildiği bir örgütlenme olmalıdır. Bu örgütlenmenin çalışmalarında bir yandan, alana ilişkin kuramsal bilgi yeniden üretilip ortaya konulurken, diğer yandan da sorunları yaşayanların hakları için de "örgütlü mücadele" verilmelidir.
BAĞIMSIZ VE DEMOKRATİK
Katılımcılığı ve dayanışmayı temel alan bir tarz ve her kesimden kişilerin etkin katılımına olanak tanınmalıdır. Biz mevcut sağlık hizmetlerinin şimdikinden farklı ve yeni bir tarzda sunulmasının mümkün olduğunu düşünüyoruz. Alanın gereksinimleri ve herkesçe kabul edilmiş genel doğrular çerçevesinde ve daima insanı, üstelik de tüm haklarıyla birlikte düşünen ve önceleyen bir yapılanma yaratılabilir. Bu temelde oluşturacağımız örgüt hem sağlığa, hem sağlık hakkına, hem sağlık hizmetine, dolayısıyla sağlık kuruluşlarına ve sağlık çalışanlarına sahip çıkacaktır. Bunların hepsi bizimdir.
Biz bu örgütün hiçbir kişi, kurum ve yapının, hiç bir biçimde devamı, uzantısı, temsilcisi, savunucusu ve sözcüsü olmaması gerektiğini, tümüyle bağımsız ve "demokratik kitle örgütü" temelinde bir örgütlenme olması gerektiğini düşünüyoruz.
Uygulamaya ilişkin şimdiden düşündüğünüz çalışmalar var mı?
Böyle bir örgütlenmenin görev ve çalışmaları; sağlığı, sağlıksızlığı ve hizmetleri izleyen, denetleyen ve "doğru yapmaya, çalışma"ya zorlayan nitelikte olmalıdır. Sağlık hizmete ilişkin politika ve uygulamalar araştırılmalı, birlikte yeni çözümler üretilmeli ve ortaya konulmalı, topluma anlatılmalı ve anlatılanlar doğrultusunda bir talep yaratılmalıdır. Mevcut sağlık sisteminin toplum için iyi ve olumlu yanlarına sahip çıkılmalı ve onun içinde bu hakkın savunucusu olanlarla birlikte davranılmalıdır.
Sağlık alanında yaşanan "hak ihlâlleri"ni genel olarak saptamalı ve bu konuda bir "taraf olarak" hak arama süreçlerinde aktif ve etkin görev üstlenmelidir. Tekil düzlemde ve kişisel olarak hak ihlâline uğrayanların haklarına kavuşabilmeleri için de onlarla birlikte davranmalı, destek ve yardımda bulunulmalı, hukuksal süreçlerde müdahil olmalıdır.
Tüm bunlarla ilgili olarak kamuoyu ve toplum bilgilendirilip, bilinçlendirilmeli ve bu da bir görev ve iş olarak tanımlanmalıdır.
Bu doğrultuda ortak ve etkin mücadele programları çıkarılmalı, bunların yaşama geçirilmesi için her türlü çaba ve fedakarlık gösterilmelidir.
Toplumun ve onu oluşturan bireylerin kendilerinin doğrudan karar ve uygulama süreçlerinde yer aldığı bir yapının oluşturulması hedeflenmelidir.
Girişim sürecinde neler yapacaksınız?
Bu amaç ve işleri konunun tarafı olacak herkese anlatmayı, bu temelde tartışmayı ve bu örgütü birlikte oluşturmayı hedefliyoruz. Sayılan niteliklere sahip bir örgütlenmenin kendi başımıza bizlerin oluşturabileceğini düşünmüyoruz. Bu düşünceye sahip çıkan herkesle birlikte olmak istiyoruz. Geçtiğimiz günlerde bir genel toplantı yaptık. Çeşitli örgütlerden insanlar geldi. Şimdi doğrudan konuyla ilgili örgütlere gideceğiz. Birlikte olmayı, birlikte yola çıkmayı talep edeceğiz. Toplumun örgütlü kesimlerinin bu yapıyı birlikte oluşturmak üzere yaptığımız çağrıya duyarlı davranacağını ve yanıt vereceğine inanıyoruz. Konuyla ilgili bilgi ve iletişim için http://www.hastahaklari.org internet sitesine ulaşılabilir. Ayrıca herkese açık bir de telefon numaramız var: 0535 577 42 94