Ne yeşil kart, ne sigorta karnesi, ne para:
İNSAN OLMAK YETER
Sigortayla sağlık olmaz

SHHD olarak biz sağlığı yaşama hakkını anlamlı kılan "temel bir insan hakkı" olarak görüyoruz. Sağlığımız için ulaşmamız gereken hizmetler ise bu hakkın gereğinin yerine gelmesini sağlar.

Bu hizmetleri bireysel olarak bir karşılık, "bedel" ödeyerek sunmak, bunların bir "hak olmak"tan çıkması "bedeli ödendiğinde ulaşılan bir hizmet" olması demektir.

Hiç bir temel hak bir bedel karşılığında sunulamaz.

Örneğin "özgürlük" için parasal olarak bir bedel ödemek gerekmez.

Genel Sağlık Sigortası; "prim" adı altında "önceden ödenen" bir bedel karşılığında bu hizmetlerden yararlanılması demektir. Yani GSS geldiğinde "sağlık bir hak olmaktan çıkacaktır". Bu nedenle SHHD getirilmeye çalışılan GSS uygulamasına temelden karşıdır ve bu uygulamayı bir "hakkın ihlâli" olarak görmektedir.

SAĞLIK TOPLUMSAL BİR OLGUDUR

Biz sağlığın bireysel değil toplumsal bir olgu olduğunu biliyor ve savunuyoruz. Daha açık söylersek bireylerin sağlığın ve sağlıklılığın ancak toplumun katkı ve katılımıyla mümkün olduğunun farkındayız.

Sağlığın bozulması da toplumun ve toplum içinde yaşamanın etki ve katkılarıyla ortaya çıkmaktadır.

Sağlıklılık hali bozulduğunda yararlanılan tanı ve tedavi hizmetlerinin sunumu ve varlığını sürdürmesi için de toplumun bir bütün olarak katkı ve katılımı gereklidir.

Ulaşılabilir, Nitelikli, Etkin Bir Sağlık Hizmeti

Bilim de akıl da bu hizmetlerin tümünün en etkin bir şekilde genel vergilerden sağlanan kaynaklarla "devlet tarafından" karşılanmasının en uygun yöntem olduğunu ortaya koymaktadır.
Çünkü "sağlık hizmeti pahalı bir hizmet"tir.
Çünkü bu hizmet herkese "eşit" biçimde sunulmalıdır.

Oysa toplumu oluşturan bireylerin ve sınıfların gelirleri eşit değildir. Herkes gelirine oranla vergi öderse ancak o zaman bu hizmetten "eşit" biçimde yararlanabilir. Bu bir anlamda "toplumun dayanışması" demektir.

GSS'nin en iyi uygulandığı ülkelerde bile alt gelir gruplarındaki kişilerin sağlık hizmeti için ödediği primler, gereksindikleri sağlık hizmetinin bedelini karşılamaya yetmez bir hale gelmiştir. Bu nedenle çeşitli sağlık hizmetleri GSS kapsamı dışına çıkarılmış, giderek "katkı payı" veya başka adlar altında alınan "para"larla hizmet verilmeye başlanmıştır.

Dolayısıyla GSS ortamında sağlık hizmeti yalnız "ödenilen primle" sağlanan bir hizmet olmamış, "ek para ödendiği zaman" yararlanılan bir hizmet haline gelmiştir.

Ülkemizdeki gelir adaletsizliği ve eşitsizliği, bireysel olarak sağlığa ayrılan payın düşüklüğü göz önüne alınacak olursa, GSS'yi uygulamaya koymak vatandaşa "ödediğin para kadar sağlık hizmeti alacaksın" demektir.

Ticarileşmiş bir sağlık hizmeti daha pahalıdır

Diğer yandan sağlık hizmeti, önceden ya da hizmet sırasında bir bedel karşılığı verildiğinde "ticari kurallar" önde geçerek sağlık hizmetini "daha da pahalılaşmaktadır".

Sağlık sektörü "en kârlı" sektörlerden birisidir. Çünkü ödenen bedelin karşılığı "can"dır, "yaşam"dır, "sağlık"tır.

Yaşamda "en değerli hazinenin ve en büyük gücün sağlık" olduğu sözü boşuna söylenmemiştir. O zaman hizmetin bedeli de bu değere koşut olarak belirlenmektedir. Bu bedeli "prim" ödeyerek toplamayı kimse başaramamıştır, başarılamaz da.

Biz Sağlık Hakkı Hareketi Derneği olarak bu nedenlerle Genel Sağlık Sigortası'na karşıyız. Derneğimizin tüzüğünde de belirtildiği gibi "sağlığın bir hak" olduğu bilincini ortaya koymak ve topluma benimsetmek amacıyla kurulmuştur.

Bunu bir kere daha yineliyoruz:

Sağlık temel bir haktır ve herkes gereksindiği tüm hizmetlerden eşit olarak yararlanmalıdır.

 Kapat