Psikiyatri Hastalarına Yönelik Sağlık Hizmetlerinde Yaşanan Sorunlar Hakkında ve MDRIBasın Açıklamasına ilişkin (03.10.2005)

MDRI (MENTAL DISABILITY RIGHTS INTERNATIONAL=Uluslararası Zihinsel Engelli Hakları Örgütü) ile çeşitli psikiyatrik hastalıklara yakalanmış hastalar ve yakınlarının içinde yer aldığı bazı dernek temsilcileriyle, uzmanların ortaklaşa yaptığı basın toplantısı ile, bunun yerli ve uluslarası medyada yer alışına ilişkin son gelişmeler; bu alandaki sağlık hizmetine ulaşma ve yararlanma hakkının gereğinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak derneğimizce kaygı verici olarak nitelendirilmektedir.

Bizler sağlık hizmeti sunumu sırasında yaşanılan ve bireyin bedeni üzerinde tek karar verici olduğu gerçeğini ortadan kaldıran uygulamalara karşı duyarlı olduğumuzu bir kez daha ve öncelikle ortaya koyarken; sağlık hizmetine ulaşma ve yararlanma hakkının, hasta haklarının gereğinin yerine getirilmesi bakımından öncelikli ve önemli bir hak olarak nitelediğimizi vurguluyoruz.

Bizler psikiyatri hizmeti alan hastaların durumlarından ve hizmet alırken yaşadıkları olumsuzluklardan kaynaklanan tepkilerini, bunları ifade ediş ve yakınma biçimleriyle kaygılarını anlıyor ve önemsiyoruz. Onların kendi durumlarına ilişkin dile getirdikleri gerçeklerin de tüm toplum ve bu alanda hizmet veren sağlık kurumları tarafından duyarlılıkla karşılanması gerektiğini savunuyoruz.

Ne var ki söz konusu basın açıklaması ve özellikle bunun kamuoyundaki ifade ediliş şeklinin; halen verilen hizmeti daha da kötüleşmesine yol açacak olumsuz sonuçları bakımından bizleri daha çok kaygılandırıyor. Çünkü bu açıklama, özellikle medyadaki sunuluşu itibariyle, sağlık hizmeti verenler ve hizmetten yararlananlarla yakınları arasında bir çatışma yaratacak niteliktedir. Bunun olumsuz ve istenmeyen bazı sonuçlar doğurması bir başka kaygımızdır.

ABD'nin Irak'ta, Abu Garip Cezaevi'nde ve Küba'da Guantanamo üssünde sağlam insanlara yönelik olarak uyguladığı insanlık dışı uygulamalar ve bunların yarattığı genel sağlık sorunları ve bu arada ortaya çıkan psişik sorunlar temel insan haklarını ve sağlığı önceleyen her kişi ve kurumun bu arada da MDRI'nın tepki duyması gereken bir sorundur. Bunlarla ilgili herhangi bir girişim ve faaliyette bulunup bulunmadığını bilmediğimiz MDRI'nın, kendi ülkesindeki psikiyatri uygulamalarına ilişkin tavrı da çok belirgin değildir. Aynı örgütün örneğin insan hakları savunucusu, feminist ve aydın kimliğiyle bildiğimiz Kate Millett'in "Tımarhane Yolculuğu" adlı biyografik romanında yer verdiği ABD'deki Psikiyatrik hastaların ve engellilerin haklarına ilişkin olarak ne gibi yaklaşımlar ve çözümler içinde bulundukları da bizler tarafından bilinmemektedir. Hal böyleyken Kosova ve benzeri bazı ülkelerde ve bu arada ülkemizde yaptığı psikiyatri alanındaki çalışmalar ve mevcut uygulamalara ilişkin olarak gözlemlerini yansıtmak amacıyla yayınladığı rapor, bizlerde tıpkı ABD'nin Irak ve Afganistan'a "demokrasi ve barış getirmek üzere yaptıklarını" çağrıştırmıştır.

Böyle bir yöntem ve uygulamayla nasıl Irak ve Afganistan'a barış ve demokrasi gelemezse, bu raporun basında yer aldığı şekliyle de ülkemizdeki "psikiyatri hastalarının yaşadıkları olumsuzluklar" düzeltilemez.

Bu rapor zaten sorunlu olan ülkemizdeki sağlık hizmetlerini, belirli zorluklarla veren sağlık kuruluşlarına ve buralarda özveriyle hizmet veren sağlık çalışanlarına yönelik bir topyekün saldırı ve yargısız infaz anlamına gelmektedir. Çünkü rapor özellikle medyada sunulduğu şekliyle, sorunu yalnız elektroşok uygulanan hastalara anestezi yapılıp yapılmadığının sorgulanmasına indirgemekte ve buradan tartışmaya başlamaktadır. Bu raporun sonucunda; üstelik bu konuda farklı bilimsel görüş ve yaklaşımlar varken bu uygulamayı yapan hekimleri "insan hakları ihlâlcileri", "işkenceci ve katiller" gibi göstermektedir.

Bizler Sağlık Hakkı Hareketi Derneği olarak bu yaklaşımı doğru olmadığını düşünüyor ve kabul edilemez buluyoruz.

Gerçekten de sağlık hizmeti verilen diğer tüm alanlarda olduğu gibi psikiyatri alanında verilen sağlık hizmetlerinde de ülkemizde bir çok olumsuzluk söz konusudur.

  • En başka hizmet veren kuruluşların sayısında yetersizlik ve dağılımında eşitsizlikler vardır.
  • Diğer yandan bu kurumların hizmet verme biçimleri ve mevcut kurumların alt yapı, donanım, eleman eksiklikleri söz konusudur.
  • Ülkemizde sağlık sisteminin nasıl hizmet sunacağına karar verenler; ABD'nin etki ve kontrolu altındaki Dünya Bankası ve İMF'nin politika ve önermeleri doğrultusunda, sağlık hizmetlerini tümüyle özelleştirmekte ve bir karşılık veya bedel ödeyerek sağlanıyor olmasını dayatmaktadırlar.
  • başka alanlarda olduğu gibi eğitim eksiklikleri nedeniyle, psikiyatri hizmeti verenlerin de, eğitim, bilgi, deneyim eksiklikleri ve yaklaşımlarından kaynaklanan çeşitli olumsuzluklar bulunmaktadır.
  • Diğer yandan emeğinin karşılığını alamayan sağlıkçıların çalışma koşul ve ortamlarıyla, gündelik yaşam sorunları işlerini doğru ve düzgün yapmalarını da engellemektedir.

    Tüm bunlar gerçek ve somut olumsuzlukların nedeni olduğu halde; raporda ne yazık ki ya hiç söz edilmemekte, ya da çok az ve yetersiz bir şekilde ifade edilmektedir.

    Kanaatimizde sorunu yalnız "elektroşok tartışması" biçiminde ortaya koymak, en başta hizmetin gerek ve gereksinimlerine gözünü kapatmak demektir.

    Bu yaklaşım hem sorunun gerçek boyutlarını göz ardı ettiren, hem de halen hizmet alanlarda, hizmet veren kurum ve oralarda çalışanlara yönelik olumsuz bir önyargıya, daha da önemlisi insanları bu kurumlardan bu hizmeti almamaya itecektir. Bunu bu ülkenin insanının sağlığını ve o insanların sağlık hizmetine ulaşmasını dert edinen, bu doğrultuda çalışan bir dernek olarak doğru olmayan bir yaklaşım olarak nitelendiriyor ve kaygıyla karşılıyoruz.

    Öte yandan bu açıklama ve sonuçlarının; ülkemizde bu alanda duyarlı insanların oluşturduğu şizofreni hastalığıyla ilgili hastalık derneklerinin psikiyatri alanında yaptıkları olumlu çabaların gözardı edilmesine neden olmamasını da diliyoruz. Söz konusu derneklerin iyi hesaplanmamış dahası iyi sunulmamış bir değerlendirme raporu nedeniyle hizmet verenler tarafından salt bu raporun altına imza koydukları için "karşıt sayılmaları" dahası "yok sayılmaları"na yönelik tutumlara yol açacak olması da istemediğimiz bir başka olumsuz sonuçtur.

    Bizler bu ülkede yaşıyoruz. Bu ülkedeki herşey gibi bu sağlık kurumları ve onların verdiği hizmet bizimdir. Bilimsel bilginin ışığında, temel insan hakları yanında sağlık hakkı ve onu bütünleyen hasta ve hasta yakını haklarını gözetecek şekilde tüm sağlık hizmetlerinin sunulması bizim en önemli işlerimizden birisidir. Yalnız "derdimize ad koyup" gidenlerin bunu yapma biçimlerinin yaratacağı olumsuzluklara karşı çıkmak da sağlık himetlerine sahip çıkmak kadar anlamlı ve önemlidir.

    Bizler konunun tüm taraflarını sorunları gerçek boyutuyla ortaya koyan ve çözüm yollarını yine elbirliğiyle üreten bir yaklaşımla bir araya gelmeye çağırıyoruz. Bunun en iyi yollarından birisi "demokrasi ve katılımcılığın" söz konusu olduğu "sivil katılım, izleme ve denetim yapıları"nın oluşturulması ve işletilmesidir.

    Basına ve onun aracılığıyla kamuoyuna duyuruz.

    Saygılarımızla

    Sağlık Hakkı Hareketi Derneği
    Yönetim Kurulu